Teknolojik aletler artık hayatımızın her yerinde, hatta merkezinde yer alıyor. Her gün milyonlarca kişi; cep telefonu başta olmak üzere, bilgisayar, tablet, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, buzdolabı gibi sayısız teknolojik aleti kullanarak yaşamını sürdürüyor. Artan teknoloji, beraberinde diğer türlere göre nispeten yeni sayılabilecek bir atık türü getiriyor. Elektronik atık olarak tanımlanan bu kategori, teknolojik aletlerin kullanım ömürlerinin tamamlanmış olması yani kullanışsız hale gelme durumudur. Türkiye’de elektronik atıklar kısaca e-atıklar 9 ayrı kategoride sınıflandırılmaktadır. Bu kategoriler şu şekilde ele alınabilir:
- Büyük ve Küçük Ev Eşyaları (Bulaşık, çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi, tost makinesi vb.)
- Bilişim ve Telekomünikasyon Ekipmanları ( Bilgisayarlar, telefonlar vb.)
- Tüketici Ekipmanları (Video kameralar, müzik enstrümanları vb.)
- Aydınlatma Ekipmanları (Florsan, tasarruflu ampuller vb.)
- Elektrikli ve Elektronik Aletler (Büyük ve sabit sanayi aletleri hariç olmak üzere matkaplar, testereler vb.)
- Oyuncaklar, Eğlence ve Spor Ekipmanları (Video oyunları, jetonlu makineler vb.)
- Tıbbi Cihazlar ( Diyaliz, radyoterapi ekipmanları vb.)
- İzleme ve Kontrol Aletleri (Termostatlar, ısı ayarlayıcıları vb.)
- Otomatlar (Para, içecek otomatları vb.)
Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton e-atık üretilmektedir. Ancak, ülkemiz bu atıkların yalnızca yüzde 6’sını etkili bir şekilde geri dönüştürebilmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki teknolojik atıkların büyük çoğunluğu maalesef çöpe gitmekte ya da bilinçsizce bertaraf edilmektedir.
Elektronik atıkların çevreye olan olumsuz etkileri yadsınamaz bir gerçektir. E-atıklar; kurşun, cıva, berilyum ve kadmiyum gibi zararlı metallerin yanı sıra, PVC, klorlu solventler ve bromlu alev geciktiriciler içerir. Bu maddelerin çevreye yayılması ciddi kirliliğe yol açar; doğal yaşamı tehlikeye atmakla kalmaz, insan sağlığını da olumsuz yönde etkiler.
E-atıklarda bulunan maddeler ve bu maddelerin insan sağlığına olan zararları şu şekilde sıralanabilir:
Kurşun: Özellikle çocuklarda merkezi sinir sistemini, böbrekleri ve üreme sistemini bozabilir. Monitörlerde bulunan katod ışın tüpleri, eski lehimler, cam, akü ve piller bu maddeyi içerir.
Cıva: Kanserojen maddedir. Kısa süreli maruz kalınmasında bile beyinde, fetüs gelişiminde, böbreklerde kalıcı zararlara neden olabilir. Beyin fonksiyonlarına yapacağı etkiyle titreme, görme ve duyma kusurları ortaya çıkabilir. Termometre, piller, tansiyon ölçme cihazlarında bulunur.
Berilyum: Kanserojen madde olmakla birlikte sinir, bağışıklık ve üreme sistemlerine zarar verir. Ana kartlarda bulunur.
Bromlu Alev Geciktiriciler: Hormonal fonksiyonları olumsuz etkiler. Bağlantı parçaları, basılı devreler ve kablolarda bulunur.
Tüm bu etkiler göz önüne alındığında, e-atıkların geri dönüştürülmesi veya azaltılmasının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.
Peki, elektronik atık miktarını azaltmak için bireysel olarak neler yapabiliriz?
Öncelikle, elektronik cihazlar ve atıklar hakkında bilgi sahibi olmamız gerekmektedir. Satın alacağımız teknolojik ürünlerin kullanım ömrü ve çevre dostu özellikleri, ambalaj bilgileri üzerinden öğrenilebilir. Ayrıca, yeni elektronik aletlere gerçekten ihtiyaç duyup duymadığımızı değerlendirmeli ve aşırı tüketimden kaçınmalıyız; çünkü her yeni cihaz alımı, potansiyel bir e-atık oluşturur. Kullanım ömürleri sona eren elektronik cihazlarımızı, geri dönüşüm hizmeti sunan ilgili kurumlara teslim etmeliyiz. Ek olarak, geri dönüşümden önce sabit sürücümüzü temizlemek de e-atık miktarını azaltan bir yöntemdir. Kısacası bu şekilde basit önlemler alarak, yaşadığımız çevredeki e-atık miktarını azaltabilir ve sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunabiliriz.
Elektronik atıkların çevreye olan etkileri hakkında daha detaylı bilgi edinmek için şu yazımıza da göz atabilirsiniz:https://metuest.com/e-atik-ve-etkileri/
https://tesid.org.tr/elektronik-atik-krizi-buyuyor
https://www.eagd.org.tr/e-atik-hakkinda/elektronik-atiklarin-zararlari